A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

Üstesinden gelinmesi zor farklarımız

Önlenemeyen farklar var. İşte bu farklar bizi köşeye sıkıştırdıkça sıkıştırıyor. Küresel ekonomik dengesizlikler büyük bir hızla artıyor. Gelişmiş ülkelerle (GÜ) gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) arasındaki farklar büyüyor. Bunları birer birer açalım:

I. Ticarette artan gümrük farklılıkları:

ABD, kendi bütçe açığını tüm dünyaya ihraç ediyor. Başta Çin olmak üzere tüm GOÜ’ler ve ardından tüm Euro bölgesi serbest ticaret karşıtı adımlarla taciz atışlarına başladı. Bu korumacılık adımları, ülkelerin sınırları içine düşmüş birer bomba etkisinde gelişiyor. Bu nedenle de karşıt tepkiler aynı ölçüde ilgili ülkelerden gelmekte gecikmiyor. 2009’a kadar ABD’nin bütçe açığı milli gelirine oranla kontrol edilebilir sınırlardaydı. Küresel sistemik krizle birlikte başlayan gevşek para politikası, ABD bütçe açığını ilk önce 2013’da 1 trilyon dolara taşıdı. Ardından bu açık 2018’de 1.5 trilyon dolara kadar yükseldi. Böylece, bütçe açığı milli gelirin %10 kadar büyümüş oldu. Trump yönetimi, cari açığı da bütçe açığını da çözmek için kendi ekonomisini harekete geçirmeyi uygun buldu. Korumacılığı hortlattı.

II. Sermayenin risk getiri farkları:

Sermaye maliyetinin üzerinde gelir sağlamanın bildik iki temel stratejisi vardır.

Türkiye ABD 10 Yıllık Hazine Yıllık Getirileri



a. Bunlardan ilki “al ve tut”: Yatırım enstrümanlarını belirli bir dönem için alıp tutan bu strateji vade riskini alır. Bu nedenle de ülkenin stabil ekonomik görünümle tutarlı politikalarının olması çok önemlidir. Ayrıca yatırımcı güvenini sağlayan güçlü bir adalet sistemiyle bağımsız bir merkez bankası olmazsa olmaz koşullardır.

Türkiye Hazne 10 Yıllık Bono Faizleri

b. İkincisi “günlük hareketleri takip” şeklindeki yatırım stratejisidir. Burada vade riski alınmaz. Bu nedenle de ülkedeki yüksek riskli duruma rağmen para girişi yaşanabilir.

İki temel dönem için küresel sıcak paraya kar sağlayabilmiş görünüyoruz.
i. Şubat 2012 – Aralık 2012
ii. Ağustos 2013 – Aralık 2014
Faizlerdeki düşüş dönemlerinde ekonomik toparlanma da görece iyimser seyrediyor ve sonuçta küresel serbest sermaye için yatırım tercihine dönüşebiliyor.

III. ÜFE ile TÜFE farkı:

Üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki fark mutlaka kapanıyor. Mayıs 2008, Ocak 2011, Nisan 2014 ve Temmuz 2018 tarihlerinde üretici fiyatları tüketici fiyatlarının çok üstüne çıkıp farkı zirveye taşıyabiliyor.

Üretici ve Tüketici Fiyatları Farkı

Son dönemde ÜFE-TÜFE farkı 10 puanla şimdiye dek görmediği yüksek seviyelerdedir.

IV. Hampetrol fiyatlarındaki farkı:

Brent petrolün varili daha 21 Ocak 2016 tarihinde 30 USD kadardı. Oysa 7 Ağustos 2018 için Brent petrol 74.5 USD düzeyindedir. Bu artış, dış ticaret açığımızdaki enerji giderlerinin payını 55 Milyar USD’ın üstüne taşıyabilecektir.

V. Göç coğrafyasının merkezindeki Türkiye’nin nüfus farkı:

Türkiye 2011 nüfusu 74 milyon 724 bin, 2017 nüfusu 80 milyon 810 bin; yani, 6 yılda 6 milyon 86 bin kişi nüfus artışımızla çok ciddi kamusal yatırıma ihtiyaç duyuyoruz.

Sonuç olarak; bir kısmı bizden kaynaklanan, bir kısmı da küresel boyutlu gelişmelere bağlı üstesinden gelinmesi oldukça zor sorunlarımız vardır. Bunların çözümü de çalışmayı, öngörüyü, sağduyulu olmayı gerektirmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster