Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Tekrarda fayda var...

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz cuma günü bir Amerikan Doları 6.5 TL. oldu. Bunun üstüne yazan, yazamayan, bilen, bilmeyen, ağzının içinde dili olan hatta olmayan herkes uzman kesildi. Basın mensupları, muhabirler sokaktaki vatandaşlara ne düşündüklerini sordular. Daha etkili muhabirler önlerine aldıkları ‘uzmanlara’ sordular “Ne oldu? Ne olacak?” diye. Siyasi liderler açıklamalar yaptılar. Saatler süren yayınlarda vatandaşlar, uzmanlar, idareciler, siyasiler görüşlerini bildirdiler. Dolayısıyla bana yazacak bir şey kalmadı. Ben ne olacak yazımı bir hafta geciktirince işte böyle oldu. Olsun. Ne beis.

Neyse, olacak olan bir şeyi bilmiş olmak böbürlenmek için gerek ama yeter şart değildir(1). Ancak bu konuda böbürlenme hakkını elde etmiş ben ve benim gibi çoğu aldıkları eğitim açısından iktisatçı olmayan bir sürü yazar var. Zaten yıllardır “Etmeyin, tutmayın” şeklinde yazıyoruz.

Trump'ın dış ticaret dengelerini bozacağını söylemiştik

Ben bu sütunlarda bir kaç kere bundan seneler önce yayınladığım yazıları veya bu yazılardan alıntıları sizlerin dikkatlerine sunmuştum. Söz gelimi 30 Kasım, 2016(2) tarihli yazımda Trump idaresindeki ABD politikalarının muhtemel sonuçlarını sıralarken dış ticaret dengelerinin kalkınmakta olan ülkeler aleyhine bozulacağını; global özel sektör kredilerini azalacağını; enflasyonun artacağını ve dış sermaye yatırımlarını azalacağını yazmıştım. Haklı çıktım. Bu böyle devam edecek.

Türkiye konusunda “Devlet ne yapacak sadece biz değil dışardakilerde bekliyor. Herkes bir şeyler yapılmalı diyor. Söz gelimi PIMCO Türkiye’nin bu yıl 200 milyar dolar gayrı-safi dış para gereksinimi olduğunu, geçmiş yıllarda bu parayı kolayca bulan Türkiye’nin bu yıl faizler arttırılmadan bu parayı bulamayacağını...TC Merkez Bankası’nın faizleri %2-8 arttırması gerektiğini söylüyor”. Bunu 18 Ocak 2017(3) tarihinde yazmışım.

Dolar-TL konusunda, özellikle ABD Doları-TL kur tahminleri konusunda ısrarlı okur soruları karşısında önce 2015 yılında sonra 2017 Ocak ayı başında “Sormayın kardeşim dolar yükselecek” diyerek 2017 Ocak ayı ortasında kapatmaya çalışmışım.

Türkiye’de işletmelere tavsiyeler konusunda “Ekonomik durum iyiye gitmiyorsa reel sektör bir sürü olumsuzluk arasında iki tanesine karşı özellikle hazırlıklı olmak zorundadır. Bunlar (1) Talebin ya satılan miktar ve/veya eder olarak düşmesi ve (2) Girdilerin pahalılaşması olarak adlandırılabilir. Bu olumsuzlukları ülkemizde halen görüyoruz ama bana soracak olursanız daha ciddi hale gelecekler. Bu iki olumsuzluk temenni ederim kriz seviyesine gelmez.

“Ekonomimizin temelleri sağlamdır. Bir şey olmaz” lafı kusura bakmayın ama bana yeterli gelmiyor. Şimdi reel sektördesiniz. Ne gibi hazırlık yapmalısınız?... iki şeyi değişik oranlarda yapabilirsiniz. Biri likit kalmak, ikincisi stok tutmak” demişim. Eğer 2016 yılında bu yazımı(4) okuyup da likit kaldınızsa iyisiniz. Bu konuda da görüşlerim aynı. Velhasıl-ı kelam, hülasayı meram geçen yıllarda yazdıklarımı bir tarasam oturup yeni yazı yazmaya gerek kalmayacak gibi. Bu yazımda da daha önce değindiğim bir konuyu tekrar dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Türkiye-ABD ilişkilerine Rahip Brunson yerine daha geniş açıyla bakmak lazım

Ben filimler dışında TV izlemem ama konunun önemine binaen ekonomik durumun tartışıldığı TV programlarını izledim. Konuşmacılar aynı şeyleri söylediler. Aralarında bilgi ve deneyiminden şüphe etmenin ayıp olacağı bazı uzman ve konuşmacılar dahil bir çok kişi TL’nin dolar karşısındaki değer kaybının Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin bozulmasına bağladı. Her ne kadar Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler TL’deki değer kaybının nedenlerinden biriyse de bir çok konuşmacı da bunu ABD’li papaz Brunson’a bağladı. Hatta 11 Ağustos tarihli Türk Haber 7 videosunda başlık ‘Başkan Erdoğan Dolar Brunson İlişkisini Deşifre Etti. İşte O Dolar Açıklaması’ olarak verildi. Bence Türkiye ABD ilişkilerine papaz Brunson açısından değil de daha geniş ve stratejik açıdan baksak daha gerçekçi olacak. Bana sanki ABD Nasrettin Hoca’nın boşamaya çalıştığı hanımının adını bilmemesini soruşturanlara “Geçinmeye gönlüm yok ki adını sormadım” demesi gibi kavga çıkartmaya bahane arıyor gibi geliyor. Affınıza sığınarak geçtiğimiz 25 Temmuz günkü yazımdan bir alıntı yapacağım. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bakın 25 Temmuz tarihli yazımda bir gazete haberine dayanarak neler demişim.

De-dolarizasyon oyunu çok tehlikeli, ABD'nin sinir uçlarına dokunuyor

Haber şu: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ay sonunda Güney Afrika Cumhuriyeti ve Zambiya'yı kapsayan bir Afrika turuna çıkacak...Erdoğan, ticarette ABD Doları'nı devre dışı bırakarak, altın, kripto para ya da ulusal paraların kullanılmasının ele alınacağı BRICS zirve toplantısına katılacak. Erdoğan'ın da “İslam Konferansı Teşkilatı dönem başkanı” sıfatıyla katılacağı Johannesburg'da 25-27 Temmuz'da yapılacak BRICS zirvesine, Rusya, Çin, Güney Afrika, Hindistan ve Brezilya liderleri katılacak.”(5) Haberin devamında da şu bilgiler veriliyor: “BRİCS ilk olarak 2015 yılında, topluluğu oluşturan ülkeler arasındaki ticarette ABD Doları'nın devre dışı bırakılması için çalışma kararı almıştı.”
Bu konu öyle “iyi seyahatler” deyip geçiştirilecek bir konu değil. Çok iyi düşünmek ve dikkatle hareket etmek gerekir. Bakın 2014 yılında bu konuda ne demişim. “Buna de-dolarizasyon deniliyor. De-dolarizasyon ticarette temel para biriminin dolar dışında başka para birimleriyle yapılması demek...Başını BRIC ülkelerinin, son yıllarda da (özellikle 2013’den sonra) Rusya’nın çektiği bir grup ticarette doların kullanılmaması ve merkez bankası rezervlerinin dolar cinsinden tutulmaması konusunu masaya koyuyorlar...Böyle bir yapının dünyaya yayılması doların mali piyasalardan kovulması anlamına gelir...bu konuda başka girişimler oldu. Önce 2000 yılının Eylül ayında Irak Başkanı Saddam Hüseyin Irak petrollerini artık dolarla değil Avroyla satacağını açıkladı. Saddam bu projesini tamamlamaya bilinen nedenlerle fırsat bulamadı...Saddam’dan daha talihli olan İran, 2011 yılında ana para birimi dolar olmayan petrol ihracatına başladı...Ambargo yedi...2009 yılında Muammer Kaddafi Afrika Birliği Başkanlığı'na seçildi... ilk işi tek bir para birimine bağlı bir birlik kurulması teklifini sunmasıydı. Aynı yıl Afrika birliği “Afrika için para birliği” adı altında Afrika ülkelerinin tek bir para birimine bağlanmasını konu alan bir doküman yayınladı. Bu dokümanda yeni paranın altın standardına bağlanması teklif ediliyordu. Muammer Kaddafi’nin de bu projeyi gerçekleştirmeye fırsatı olmadı.(6)
Sizin anlayacağınız bu oyun çok büyük, çok önemli, çok tehlikeli bir oyun. De-dolarizasyon ABD’nin gırtlağını kesmek olur ki, böyle gelişmelere Trump bile bigane kalamaz...ABD’nin ticarette özellikle petrol/gaz ticaretinde dolar kullanılması konusunda sinir uçları sahibi olması doğal karşılanmalıdır.”(7) ABD’nin fazla sayıda sinir ucu olduğu söylenemez ama geçmiş hassasiyetlerden ders alırsak eğer, bu de-dolarizasyon, özellikle enerji ticaretinin de-dolarizasyonu konusunda oldukça hassas bir sinir ucu bulunduğunu söylemek mümkün.
Baba filmini seyretmeyeniniz yoktur. Hatırlayın Vito’dan örgütü devralan Al Pacino’nun canlandırdığı Michael Corleone tüm rakip ve düşmanlarını bir gecede yok eder ve ne öncesinde ne de sonrasında temizlik görevini yerine getirecek katiller dışında kimseye tek kelime etmez.
Sağlıcakla kalın.

(1) Eğer A olmadan B olmazsa A B’nin gerek, eğer her A oluşunda B de oluyorsa A B’nin yeter şartıdır.
(2) Osman Ata Ataç, 30 Kasım 2016, Şimdi Nolcek? Dünya Gazetesi
(3) Osman Ata Ataç, 18 Ocak 2017, Allah Kolaylık Versin, Dünya Gazetesi
(4) Osman Ata Ataç, 23 Kasım 2016, Çare Üretelim, Dünya Gazetesi
(5) Sözcü Gazetesi, 23 temmuz, 2018.
(6) 1 Ekim 2014, Dünya Gazetesi, Osman Ata Ataç, İşletmecilik Sohbetleri, Tüm Ticareti Bitirecek Ticaret: De-dolarizasyon
(7) 24 Eylül 2014, Dünya Gazetesi, Osman Ata Ataç, İşletmecilik Sohbetleri, Tüm Ticareti Bitirecek Ticaret: Dolarizasyon

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster