Volkan AKI İŞ'TEN SOHBETLER volkan.aki@dunya.com

Sanayi devrimi eğitim modeliyle ‘Endüstri 4.0’da rekabet edemeyiz

Çoğu zaman söylüyorum ‘eğitim, ekonominin yeni gücü’ diye… Girişimcilik kültürü de yeni buluşları ortaya çıkaran analitik düşüncenin kaynağı da eğitimden geçiyor. Artık eğitimden ekonomiye doğru değil, ekonomiden eğiteme doğru süreç işliyor. Yani ekonominin ihtiyacı neyse eğitimi de ona göre dizayn etmek gerekiyor. Ülkeler rekabetleri artık ‘eğitim ve insan kaynağı’ üzerinden gelişiyor! Bunu en iyi ifade eden kişilerden biri, bir ‘eğitim vizyoneri’ olan Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurlu Başkanı (BUEK) Enver Yücel… Enver Yücel ile Türkiye için en kritik olan ‘eğitim’ konusunu konuştum… Evet ‘eğitim şart!’ ama eskisi gibi değil… Yücel “Dijital üretime geçmek zorundayız. Geçmiş sanayi devrimi modeliyle ‘Endüstri 4.0’da rekabet edemeyiz” diyor. Ekonomiye gelince, Enver Yücel’in tespiti şöyle: “Ekonomiyle eğitim arasındaki ilişkiyi iyi görüp, ona göre eğitim, öğretim sistemlerimizi ayarlamamız lazım. Çünkü bu, şu anda yaşadığımız dünyada, çok yakında beş sene, on sene sonra çok şey değişecek. Türkiye olarak milli geliri 10 bin dolar civarında olan bir ülkeyiz. Amacımız bunu 20 bine, 25 bine çıkartmak, bunun için de müracaat edeceğim bu işi götürecek olan, benim eğitimimdir”.

Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı (BUEK) Enver Yücel ile uzun zamandır sohbet etmek istiyordum. Çünkü inovasyon kültürü yazıyoruz, girişim ekonomisinin yükselişinden bahsediyoruz, dijital dönüşümün yarattığı yeni rekabeti yazıyoruz, sonuçta hepsi gelip eğitime dayanıyor. O yüzden bu söyleşide ağırlıklı ‘global’ dünyanın eğitim ile ilgili yeni vizyonunu Enver Yücel ile konuştuk. Yücel ile sohbetimiz direkt şuradan başladı: “Herkesin başta söylediği gibi, global bir dünyada yaşıyoruz. Her alan, her sektör, artık global dünyaya uymak zorunda, zaten her sektörün başına da global ya da küresel konuluyor. Dünya eğitimi nasıl algılıyor? Eğitimle ilgili neler yapılıyor? Eğitim ne işe yarıyor? Bunlar sorgulanıyor. Bundan yüzyıl önceki eğitimin insanlığa katkısıyla, bugünkü farklı. Misyonları artık değişti. Biz okurken eğitim okumak, hesap yapmak, kitap okumak, bakkalda, çakkalda hesabını düzgün tutmak için, memur olmak için verilirdi. Evet, şimdi eğitimin, ekonomiyle her dönemdekinden daha fazla ilişkisi olduğu arada böyle bir korelasyonun bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz. Eğitimi ekonomiden, ekonomiyi eğitimden ayırmak mümkün değil”.

Ekonomi için, eğitime bakmalıyız

Bun noktaya geldikten sonra ben burada ekleme yapıyorum: “Eğitim rekabetin önemli unsuru haline geldi”… Enver Yücel devam ediyor: “Evet, kapital eskiden çok daha önemliydi. Şimdi de önemli ama şimdi beşeri sermaye daha önemli, insan kalitesi, insan sermayesi, bu daha önemli, artık buna bakılıyor. Siz ülke olarak, toplum olarak, ekonominizi geliştirmek, daha iyi yapmak, rekabet halinde olmak istiyorsanız, sektörlerinizde çalıştırdığınız insanlara bakmanız lazım. Onlara baktığımız zamanda da eğitimin, öğretimin bizzat içine bakmak lazım. Neden ben bu eğitimi yapıyorum? Benim, bu verdiğim eğitim global anlamda bir işe yarıyor mu? Yetiştirdiğim insanlar dünyayla rekabet edebilecek çapta mıdır? Global anlayışa bakabiliyor mu? Bu sorgulanıyor… Demek ki, ben dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki eğitim ve kültür anlayışlarını göz ardı edemem. Dolayısıyla tersinden düşünecek olursak, ben öğrencilerime, çocuklarıma eğitim verirken, dünya ekonomisinin nereye gittiğine bakmam lazım…”

Milli gelir eğitimle artar

Enver Yücel eğitim-ekonomi ilişkisini şöyle tespit ediyor: “Eğer bugün Türkiye’den örnek verirsek, milli geliri on bin dolarla civarında olan bir ülkeyiz. Amacımız bunu yirmi bine, yirmi beş bine çıkartmak, bunun içinde müracaat edeceğim bu işi götürecek olan, benim eğitimimdir. Eskiden belki, bu kadar değildi. Eskiden büyük bir sermaye bulduğun zaman veya petrolün veya yeraltı kaynakları olduğu zaman gelişebiliyordun ama bugün gelişemezsin. İstersen madeni de bulsan, öbürünü de bulsan, gelişmen mümkün değil. Demek ki, birinci gücümüz insan kaynağımıza ulaşmamız lazım. İnsan kaynağımızı, ona göre dizayn etmemiz lazım. O zaman, ona göre ben içeriğini eğitimin düzeltmem lazım. Sanayi devriminin eğitim anlayışıyla, şimdi 4.0 çağının endüstrisini yapamayız. Türkiye’de veya dünyada 4.0 varken, bizim buna ayak uydurmamız lazım. Dijital üretime geçmemiz lazım. Bunlara geçebilmemiz için, çalıştırdığımız insan gücünü ilkokuldan üniversiteye kadar böyle yetiştirmemiz lazım. Dünyanın da şu an yapmak istediği iş bu…”

Google kafalı insanlar yetişmemeli

Analitik, yaratıcı düşüncenin önemine dikkat çeken Enver Yücel şöyle konuşuyor: “Eğitim artık insanların yaş ömrü de uzuyor. Belki bugün doğan çocuk artık hedefine yüz yaşına alacak. İnsanlar belki tek bir meslekte kalmayacak. Bütün bunları düşünürken eğitimi, ona göre yapılandırmamız lazım. Artık bilimin uygulamasını hayata geçirmek gerekiyor. Çünkü artık bütün bilgiler. Sadece hocanın sınıfta anlattığı bilgiler değil, çok çeşitlilik var. Google’a girdiğin zaman her şey var. Ama biz Google kafalılar değil, biz var olan bilgiyi yorumlayan, anlayan, ondan üretim yapabilen, analiz eden, sentez yapan insanlar yaratmamız lazım. Onun da öğretimi modeli farklı, öğretim bir bilginin transferi değil artık. Analitik zihinlere ihtiyaç var. Bugünün problemini değil, yarının problemini çözebilecek beyinlere ihtiyacınız var. Google kafalılar modadır, o gelip, geçer. Dolayısıyla farklı bir eğitim düzeyine çıkmamız lazım. Sonuç çıkarabilecek insanları yetiştirmemiz lazım”.

BAU global ile yurt dışına açılıyor

Global bir eğitim markası olmayı hedeflediklerini söyleyen Enver Yücel şöyle konuşuyor:
“Biz dünyanın kaliteli, güçlü eğitim markası olmak istiyoruz. Biz markaya yatırımı yapmak istiyoruz. ‘BAU Global’ adıyla dünyaya açılıyoruz. Bahçeşehir Üniversitesi Turquality iznini alan tek kurum. Başka kurumlar da inşallah olur. Biz dünya markası olmak istiyoruz. Dünya markası olabilmek, var olan öğrencilerimize hizmet sunabilmek için, dünya network’ünü çok iyi kullanıyoruz. Uluslararası ilişkileri çok güçlü olan, dünyanın 100’den fazla ülkesinden en fazla öğrencinin geldiği üniversiteyiz. Biz artık global bir üniversiteyiz. Bugün BAU Global dediğimiz şemsiyeye bağlı beş üniversite var. Bahçeşehir Üniversitesi’ni, Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington D.C.’de yer alan ve ABD yasalarına göre diploma veren BAU International University Washington DC takip etti. Daha sonra Berlin’de kurulan ilk Türk kökenli Alman üniversitesi olan BAU International Berlin – University of Applied Sciences, BAU Global zincirine eklendi. 2015 yılında eğitim-öğretim hayatına başlayan Gürcistan, BAU International University Batumi’nin ardından ise son olarak 2017–2018 yılında ilk öğrencilerin kabul Kıbrıs Bahçeşehir Üniversitesi bulunuyor.”

Online ve bölgesel planlar

Global bir eğitim markası olma yolunda online ve bölgesel planlarını da anlatan Enver Yücel şöyle diyor: “Kanada’da online lise açıyoruz. Bu sene, yine Berlin’de, Amerika’da Online üniversite kurma çalışmalarımız var. Türkiye’de online dersler veriyoruz ama bölüm düzeyinde, henüz daha Türkiye’de YÖK’ün bu konuyla ilgili izni yok. Bir online bölüm, bir online fakülte yok ama mutlaka olacaktır. Alt yapımız, online uzaktan öğretim yapan merkezimiz ile Türkiye’de en güçlü üniversitelerden biriyiz. Siber güvenlik, block chain üzerine çok yoğun çalışıyoruz. Oyun üzerine çalışıyoruz. E-spor takımımız da var. Sanal gerçeklik laboratuvarımız var. Oyun hem dijital alanındaki eğitimler, hem de global marka olma yolunda katkısı olan bir konu. Biz dünyada dolaşıyoruz. Gittiğimiz her yerde merkezler açmaya çalışıyoruz. Dünyadan öğrenciyi İstanbul’a almak, çekmek için çalışıyoruz. Güney Afrika ile özellikle çok ilgileniyoruz. En son gittiğimiz yer Endonezya var. Endonezya 300 milyona yakın nüfusu olan ülke, Türkiye ile kültürel bağları olan bir ülke, buralarda da fırsatlar arıyoruz”.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster