A. Levent ALKAN aleventalkan@gmail.com

Dolarizasyon hızına takat gerek

Dolarizasyon nedir? Peki dolarizasyon hızını ölçmek mümkün müdür? İlk sorudan girelim konuya; dolarizasyon ekonominin donuk ve likit karakterdeki yükümlülükleri toplamıdır. Doğrudan yatırımlar donuk karakterli yatırımlarken, portföy yatırımlarsa likit karakterdedirler. Bunların yanında bir de tüm sektörler geneline doğrudan açılmış krediler vardır ki; işte finans ve reel sektörün yükümlülükleri bu kapsamdadır. Merkez Bankası'nın en son 2018 ikinci çeyrek sonuçlarını baz alalım. Uluslararası yatırım pozisyonunda yükümlülüklerin hem toplamında hem de alt kalemlerine bir göz atalım: Doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle 2017 sonuna göre %23.5 oranında azaldı. Portföy yatırımlarıysa buna %12.4 oranında gerileyerek eşlik ettiler. Yabancı para mevduatı %0.8 ve reel sektörün kredi stoku %1.9 artarken bankaların %1 oranında geriledi. Sonuçta 2017 kapanışında 692 milyar dolar olan dolarizasyondaki boyumuzun ölçüsü, 628 milyar dolara düştü.

Gelelim ikinci soruya; dolarizasyon hızı nedir? Milli gelirimize kıyasla toplam dış yükümlülüğümüz dolarizasyon hızımızdır. Burada en kritik nokta, 2018 yılsonunu tahmin edebilmektir. Bu tablonun içini biraz daha açmam gerekecek. Tablonun tahmin akslarındaki kritik varsayımlar şu 3 başlıktan oluşmaktadır:

1. Milli gelir 2018 de ne kadar büyür? Reel %3.2 olacak şekilde cari büyümemiz de tahminen %11.6 olabilecektir.

2. Kurlarda 28 Ağustos seviyelerinden itibaren görece stabil bir seyirle yılı tamamlarsak, dolar bazlı milli gelirimiz 687 milyar dolar şeklinde sonuçlanabilecektir.

3. Toplam yükümlülüklerdeki gerilemeyle 2018 ikinci çeyrek gerçekleşmeleri 628 milyar dolar kadardır. Tıpkı kurlarda olduğu gibi, dolarizasyon büyüklüğünde de durağan tabloyu koruyalım.

Sonuçta 2016, 2017 ve 2018 tahmini dolarizasyon hızımız; %67.7, %81.3 ve %91.4 şeklinde artmış olacaktır. Sizin anlayacağınız, ekonomik aktiveler üzerinde yabancı paranın etkinliği, adım adım artmaktadır. Dünkü gelen Ağustos mevsimsellikten arındırılmış reel sektör güveni de aylık bazda 5,2 puan birden düştü. Gelecek on iki aylık ÜFE beklentisi de 1.8 puan arttı ve %17 oldu.

Gelecek 3 ay için kısa vadeli TL kredi faizlerinde artış beklentisi de bundan payını aldı ve %52.2’den %63.2’e zıpladı. Çözüm; üretmek, katma değer yaratmak, küresel rekabette söz edinmek, marka olmak. Coğrafya zor, yapısal sorunlarla boğuşmak zor, dünyada yükselmek zor.

Ölüm anını bilirsiniz, işte o anlar için eskiler şöyle der; “salavat getirmek için takat gerek”. Biz de dış dünyaya birçok konuda ders vermek isteriz ama “takat gerek takat”.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster