Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Bayramlık

Öncelikle cümleten hayırlı bayramlar. Bayram mayram ama gündemde acemi kasaplar, can derdindeki koyunlar, kaçan dananın önünden kaçan otomobiller ve ekonomi var. Kriz mi dersiniz, buhran mı, çatışma mı savaş mı? Bilemem. Geçtiğimiz hafta yazdığım gibi ekonomik durumumuz konusunda artık herkes bir şeyler yazıyor, söylüyor. Televizyon ve bilgisayar ekranları haber, analiz ve kuramlarla doldu taştı. Bu nedenden dolayı makro ekonomik durum analizi konusunda bir yazı daha yazmanın kime yarayacağını kestiremiyorum gayrı. Zaten ben iktisatçı da değilim. İktisatçı dostlar düşünsünler. Bu hafta bayramı da fırsat bilip artık herkesin bildiği şeyleri tekrar yazıp zaten sıkılan canınızı daha da sıkmamak için köşenin genel çerçevesi dışına çıkmadan iyi ve latif, sizi gülümsetecek şeyler yazmak istedim. Bir açıdan beni buna iten geçen gün alış veriş için uğradığım bir süpermarket kasasındaki sırada beklerken olan bir olay.

Sırada benden önce bir bey ondan önce de aldıklarını poşetlere dolduran gençten bir hanım var. Hanım kasadaki genç kıza “Herkes asık suratlı biraz gülelim” dedi. Hanım kız da gülümsedi. Sonra hanım benim önümdeki beye döndü ve sizde gülümseyin dedi. O bey de gülümsedi. Hanım bana baktı ve “Sizin yüzünüz doğuştan nurani ama gülmüyorsunuz” dedi. Ben de klasik cevabımı verdim “Hanımefendi elli yıllık evliyim, emekli devlet memuruyum, yetmiş yaşımı geçeli bir kaç yıl oldu üstelik Fenerbahçe taraftarıyım. Benim yüzüm gülmez” dedim. Herkes güldü. Demek ki millet gülmek istiyormuş. Halbuki ben söylediğim lafta gülecek bir şey görememiştim. Söylediklerim espri değil doğruydu.

Neyse madem millet gülmek istiyor karanlık ekonomik tablo içinde bile olsa gülecek veya en azından gülümsetecek bir şeyler bulayım dedim. Bunu benden önce rahmetli Güngör Uras denemişti. Milliyet Gazetesinde ‘Ekonomiden iyi Haberler’ başlıklı 18 Haziran, 2016 tarihli yazısında “İyi haberlere her zaman ihtiyacımız var” diyerek sıralamıştı. (1).İstihdamda iyileşme var; (2). Sanayi hareketli; (3). Vergi gelirleri artıyor; (4). Cari açık küçülmeye devam ediyor. Ben rakamlara baktım bu sene için aynı ‘iyi’ şeyleri göremedim. Sizi gülümsetme konusunda tam ümidi kesiyordum ki imdada Mustafa yetişti. Oturduğum sitenin hemen her türlü işine koşturan iki aileden biri Mustafa, Aynur Çetin ve çocukları. Mustafa bize her sabah uğrar sağ mıyız değil miyiz diye bir kontrol eder. Eğer sağsak! kahvesini içer biraz geyik yaparız ve işine koyulur.

Mustafa geçen sabah geldiğinde yüzü gülüyordu. İyi haberler var dedi. Ben de “Maşallah” dedim “Nedir?”. Sosyal medyada fırtına gibi esen bir haber varmış. Dost ve kardeş Katar 300 Milyar dolarlık yatırım yapacak diye. Ben de işte gülümsetecek haber dedim kendi kendime. Boru değil 300 Milyar Dolar. “Bunu yazayım Türkiye yalnız değil diyerek de başlık atarım” dedim kendi kendime. Heyecanlandım tabii. ABD’ye tokat gibi cevap veriyoruz ama parasız bu işler zor oluyor. İşte para. Bundan elli-elli beş sene önce olsa sokaklara çıkıp “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi. Yaşasın tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” diye bağıracağım. Böyle bir şey yapmadım tabii. Artık hem yaşlandım hem de böyle bağırınca artık polis copla üstünüze saldırmıyor. Tam tersine. Neredeyse sırtınızı sıvazlayacaklar. Sizin anlayacağınız işin heyecanıkalmadı.

Neyse, ben yazıyı kaleme alamadan dost ve kardeş Emir geldi. Basında yer alan haberlere göre rakam 15 Milyar dolarmış. Olsun on-beşi veren Katar 300’ü de verir diyerek yazıma başladım. Daha konuya giremeden anlaşma imzalandı dendi. Baktık ki imzalanan anlaşma 3 Milyar dolarlık bir swap anlaşması. Malum merkez bankaları arasına swap anlaşması demek iki merkez bankasının karşı ülkenin parasına ihtiyaç duyduklarında birbirinin belirli miktarlardaki paralarını bu ihtiyaç durumu ortadan kalkınca geri verilmek üzere değiş tokuş etmeleri demektir. Yani biz diyoruz ki sizin TL’ye ihtiyacınız var! Bizim de dolar, dinar her neyse ona. Alın size TL verin bize D’li bir şey. Bu ihtiyaçlar ortadan kalkınca biz size dolarlarınızı geri veririz, siz de bize liraları.  Bu haber 300 Milyar Dolar kadar gülümsetmese de hadi itiraf edin birazcık olsun yüzünüzü güldürmüştür. Çünkü yıl sonunda ödememiz gereken 16 Milyar Dolar borç var.

Bu ‘iyi haber’ aramam esnasında bir şey öğrendim. Keşke vaktimiz olsa da sabahtan akşama kadar İnternet’te Türkiye ile ilgili haberler seyretsek. Bir çoğu yüzünüzü güldürecek özelliklere sahip. Bunların büyük bir kısmı yüzümüzü yanlış nedenlerle güldürecek olsa da olsun öyle olsun. Yüzümüz gülüyor ya! Ne beis. Söz gelimi “Osmanlılar Geliyor” başlıklı videolar var. Bunların ortak tezleri Osmanlı idaresi eski Osmanlı topraklarına (tabii ki 16YY. Sınırları) geri gelmek üzere. Kimisi belli ki objektif olmak niyetinde değil ekonomi tıkırında diyorlar başka bir şey demiyorlar. Olsun! Ne beis. Siz gülümseyin. Yalnız “Benim bildiklerimi bilseniz gece uykunuz kaçar” videoları var. Bunların büyük bir kısmı komplo teorileri sunuyorlar. Söz gelimi 3. Dünya harbinin Rusların Akdeniz’e Montrö anlaşmalarına uymadan sarkmalarına izin verecek olan ‘Kanal İstanbul’un’ yapılması nedeniyle çıkacağını bağıra çağıra anlatanlar da var. Pek gülümsetmiyor. Türkiye’yi batıramazlar çünkü bizim 450 Milyar Dolar civarındaki dış borcumuzun üçte biri İspanyol (83 Milyar Dolar), Fransız (38 Milyar Dolar) ve İtalyan (17 Milyar Dolar) bankalarına. Biz batarsak onlar da batar bu da zincirleme bir krize yol açar, buna da kimse cesaret edemez diyenler de var. Bu da pek gülümsetmiyor.

Olsun yüzünüzü güldürecek şeyleri ille de bulacağım diyerek ısrarla devam ettim. Bunu başarabilmek için bir kaç dostumdan yardım istedim. Bana dediler ki “İyi haber arıyorsan arama motorlarına doğru kelimelerle girmelisin” dediler. Haklılarmış. Ben de öyle yaptım. İlk seçtiğim kelimeler ‘yüz güldürme’. Hemen buldum bir gazete 2018 yılı Temmuz ayı, bugüne kadar en çok ihracat gerçekleştirilen Temmuz ayı olarak kayıtlara geçti. Yılın ilk 7 ayında ihracat yüzde 7 artışla 96,3 milyar dolara, son 12 aylık ihracat da yüzde 8,1 artışla 163,3 milyar dolara çıktı. Temmuz ayında en fazla ihracat artışı yaşayan sektörler, yüzde 77 ile savunma ve havacılık sanayii, yüzde 64 ile gemi ve yat, yüzde 60 ile çelik oldu.’ Bazıları “Savunma ve havacılık sanayii mi” diyerek güldüler, bazıları “Oh oh ihracat artıyor” diye gülümsediler. Sonra aynı kaynaktan TL yüzümüzü güldürüyor diye bir haber okudum. Habere göre Türk Lirası ile yapılan ihracat, Şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21 oranında artarak 379 milyon doları geçmiş. Tam gülecektim ki dostlar haberin biraz eski, 09 Nisan 2013 tarihli olduğunu söylediler. Vaz geçtim.

Sonra bir kaynak buldum. Allah razı olsun. Bu kaynağa göre gülmekten yerlerde yuvarlanmamız gerekiyor. Bu yayına göre iki ay önce domates çiftçilerin, fasulye üreticilerin yüzünü güldürmüştü. Dünkü haber ise daha da yüz güldürücü. Palamut yüz güldürdü başlıklı habere göre satıcıya ulaşan 150 adet palamudun bir saatte tükenmiş. Alınan duyumlara göre palamut bu sene bol olacakmış. Palamut bol ve ucuz olursa vatandaşımızın ve bizim yüzümüz gülermiş. Et yiyemeyen vatandaşlar bol bol balık yermiş. Gülümsedim.

Bazen erken gülmek hatalı oluyor. Söz gelimi Temmuz ayı başından gülümsetecek başlık olarak ‘Bu sene fındık yüz güldürecek’ haberini  seçmiştim. Rekoltenin biraz düşük olması nedeniyle fındık fiyatlarının 15-20 TL olacağını ileri süren yetkili bu fiyat üreticinin yüzünü güldürür demişti. Derken bir sel oldu. Ben ne yapalım her felaketin altında bir hayır vardır, fiyatlar artar üretici zararını karşılar derken Dünyada fındığın yüzde 75’ini üreten Türkiye’de, fındık fiyat için gözler Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) çevrilirken, Türkiye fındık piyasasına İtalyan şirketi olan Ferrero’nunhakim olduğunu, ve fiyatları 11,25 TL ile 11,50 TL olarak açıkladığını, açıklanan komik fiyatın masrafları bile karşılamadığını dile getiren üreticilerin buna tepki gösterdiğini okudum. Yani Temmuz ayında gülen yüzümüz Ağustos ayına dayanamadı. Olsun! Temmuz ayında gülümsedik ya. Son bir hafta yaş üzüm yüzünden Manisalı, kavun yüzünden Çankırılı, kivi ve ceviz üzümü yüzünden Silifkeli, Antep fıstığı yüzünden Mersinli, elma yüzünden Ispartalı ve Şeftali yüzünden Korkutelili üreticilerin yüzlerinin güldüğünü anlatan haberlere ulaştım. Daha bir sürü yüz güldüren haber vardı ama bu haftalık yerim bitti. İsterseniz bütün hafta arar bulurum. Gördüğünüz gibi haberler hep kötü değil.

Yüzünüz hep gülsün ve...

Sağlıcakla kalın

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm yazılarını göster